Anasayfa Künye İletişim

Yaşam Eğitim Sağlık Lezzet Gez-Gör Şehir Turu Kent Güzellik Çocuk Dünyası Kültür & Sanat Konuk Başarı Öyküsü
Anasayfa
Hakkımızda
Arşiv (Eski Sayılar)
Editörden
Konuk Yazar
Küçük İş İlanları
Abonelik
Reklam
Künye
İletişim




/ Şehir Turu / KADIKÖY’DE ESKİ RAMAZANLAR

KADIKÖY’DE ESKİ RAMAZANLAR

Okunma : 1961

KADIKÖY’DE ESKİ RAMAZANLAR


 1985 Yılında Yeldeğirmenin’de Sabahattin Ağbinin Bakkal Dükkanının Önünde Bazı Esnaflar:

Kurukahveci Acem Halil, Lokantacı Hamdi, Bakkal (Avukat) Sabahattin Ören, ?, İlhami, ?, Gitarist Turgut,?.  

 

1950’lerden sonra

KADIKÖY’DE ESKİ RAMAZANLAR

 

Arif Atılgan'ın kaleminden

Mimar / Araştırmacı / Yazar

 

 

"İftar vaktine doğru olan hareketliliği, sahil yerlerine gelen gemilerdeki yolcularını bekleyenlerin telaşlı haline benzetirdim. Hani gemiden beklenenler çıktığında bekleyenler ve gelenler sarmaş dolaş olurlar, ortamda genel bir mutluluk havası etkin olur ya. İftar saati de beklenen gemidir sanki."


 

1950’li yılların sonlarından itibaren Kadıköy’de Ramazan aylarının nasıl yaşandığını anımsarım. Eski ramazanlarda, gündüz saatlerinde ortama adeta bir ağırlık çökerdi. İftar vakti yaklaştığında sakin saatler biter, esnaflar ve evler hareketlenmeye başlardı. Daha çok yufkacı, kasap, bakkal, tatlıcı ve manavlarda alışveriş olurdu. Balık Ramazan ayında pek tercih edilen yiyecek değildi. İftar vakti yaklaştığında bir yandan evlerde yemek hazırlıkları yapılır, bir yandan insanlar fırınlarda pide kuyruğuna girerlerdi. Zira herkes akşamüstü çıkan sıcak pidelerle iftar yapmak isterdi.


 


Kadıköy Çarşısı’ndaki Batu Fırın’da pide kuyruğu olurdu

 

Kadıköy çarşısında da aynı saatlerde hareket başlardı. İşlerinden dönerek vapurdan inenlerin de ziyaretiyle çarşıdaki dükkanlar bir anda hareketlenirdi. Çarşı içindeki balıkçılar Ramazan’da pek tercih edilmezler, insanlar daha çok kasaplara yönelirlerdi. Kadıköy Çarşısı’ndaki Batu Fırında pide kuyruğu olurdu. Beyaz Fırın, Tatlıcı Cafer, Şekerci Şöhret, Hacı Bekir, Antep Baklavacısı tatlısı istenen dükkânlardı. Tabii bugün hala hizmet veren Fehmi’nin Lokantası ile Üsküdar’daki Kanaat Lokantasını saymazsak olmaz. Onların nefis sulu yemekleri oruç tutanların iftar saatinde aradıkları lezzetlerdi. Başçavuş Sokak’taki işkembe çorbacıları ise ramazanda sakin kalan dükkânlardandı. Güllaç, kadayıf, kemal paşa tatlısı, şekerpare gibi tatlılar yufkacıdan alınarak hazırlanan tatlılardı. Börek de yufkacıdan alınan yufkanın evde çeşitli karışımlarla tepsiye dizilmesiyle yapılırdı.

 

                                                               

 

Evlerde radyolardaki Ramazan programları dinlenirdi. En sevilen program eski kanto müziklerinin olduğu programlardı.

 

İftar zamanı, radyodan gelen gong sesinden daha çok en yakın camiinin ezan sesi duyularak veya şerefelerinde yanan ışıkları görülerek anlaşılırdı. Ama yine de Selimiye Kışlasından gelen top atışı sesi en inandırıcısı olurdu. İftar yemeklerinde ölçü biraz kaçardı. Yemek sonrası erkeklerin bir kısmı teravih namazına giderlerdi. Namaza gidenler namaz sonrası kendi arkadaşlarının bulunduğu kahvehaneye uğrarlar, bazıları sahur vaktine kadar orada vakit geçirirlerdi. Evlerde ise radyolardaki Ramazan programları dinlenir, konuklar geldiyse onlarla sohbet edilirdi. En sevilen program ise eski kanto müziklerinin olduğu programlardı. 1970 li yıllardan sonra televizyon çıkmış, kantonun tek temsilcisi Nurhan Damcıoğlu en çok izlenilir olmuştu.  

 

Bazı esnaf dükkanının önünde ise sebil masası kurulur, herkesin bedava su içmesi sağlanırdı
 

Esnafların içinde oruç tutanlar iftarını dükkanlarında açarlar, sonra da dükkana gelen arkadaşlarıyla sohbet ederlerdi. Bazı esnaf dükkanının önünde ise sebil masası kurulur herkesin bedava su içmesi sağlanırdı. Gayr-i Müslimler Müslüman komşularının Ramazan ayına saygı gösterirler onların yanında bir şey yememeye gayret ederlerdi.

 

 

"Kim bilir, belki eski günlerin anılması hoş oluyor. Belki de eski günler daima daha hoş yaşanmış zamanlar oluyor."

 

 

O yıllarda mahallelerde zengin ile fakir birlikte yaşadığı için, fakirler başkalarına belli edilmeden iftara çağırılır veya doyurulurdu.

 

1960 lı yıllara kadar çoğu evde yer sofrası kurulduğunu belirtmek isterim. İftar genellikle su veya zeytinle açılırdı. Hurmayı iftariyelik olarak pek anımsamıyorum. Bir de şimdiki gibi kalabalık ve gösterişli iftar davetlerini anımsamıyorum. O yıllarda mahallelerde zengin ile fakir birlikte yaşadığı için fakirler başkalarına belli edilmeden iftara çağırılır veya doyurulurdu. Ayrıca eş-dost ile yapılan iftar yemekleri de 2-3 aileyi geçmeyen sayıda olurdu. Çocuk yaşımda dikkatimi çeken bir görüntü, iftar sonrası sigaralarını tüttürenlerin yüzlerinde görülen keyfin dışarıdan bile hissedilir oluşuydu. Bir de Ramazan’a yakıştırdığım tatlının tulumba tatlısı olduğunu söylemeliyim.

 

 


Yeldeğirmeni’nin Fırınları

 

Yeldeğirmeni’nde iki fırın vardı. Birincisi Karakolhane Caddesinde Nedim’in Kahvesi’nin karşısında bulunan ekmek fırını, ikincisi ise İzzettin Sokak’ta Havra’nın yanında bulunan francala fırını idi. Beyaz renkli nefis francalasının tadını hala unutamadığım bu fırının pideleri de ayrı lezzette olurdu. Dolayısıyla buradaki kuyruk daha uzun olurdu. Bu arada pide kuyruğundaki bakışmalar sonrası oluşan gönül kıpırtılarını da göz ardı etmemeliyiz.                                    

 

Günümüzde bu fırınlardan birincisi, ortaklardan Mehmet Ağbi tarafından bu sefer Ortodoks Kilisesi’nin sağ yanında uzun yıllar işletilmiş olup, hala faaliyetine devam etmektedir. Diğer ortak Nihat Ağbi ise Kadıköy’de İskele Camiinin kapısının yanında bugün artık olmayan Lokman Fırınını açıp uzun yıllar çalıştırmıştı. İkincisi olan Havranın yanındaki francala fırını ise kapanalı uzun yıllar oldu.


 

Fırınların Ramazan ayında çok yaptığı bir hizmette evlerde tepsilere hazırlanan börek, tatlı vs lerin fırında pişirilmesiydi. Zira o yıllarda bu konudaki ev araçları yeterli değildi. Fırıncı tepsiyi alır, numara koçanındaki iki numara kâğıdından birini tepsiye koyar diğerini getirene verirdi. Akşamüstü tepsiyi almaya giden elindeki numara kağıdını fırıncıya verir, fırıncı o tepsiyi bularak sahibine teslim ederdi.


 

1980 li yıllarda açılmış olan ve artık Yeldeğirmeni tarihine geçmesi gereken Dallas Meyhanesi’nin iki sahibi de Yeldeğirmenli arkadaşlarımızdı. Arap Haydar ve İbrahim. Onlar Ramazan’da dükkanı kapatırlardı. Haydar, arkadaşı olan bazı müşterilerine zaman zaman başka lokantalarda iftar yemeği verir, ille içki içmek isteyenleri ise arada sırada başka bir meyhaneye götürüp isteklerini yerine getirirdi.

 

1990’lı yıllarda iş yerim Kadıköy’de idi. Akşam eve dönerken arabamla Yeldeğirmeni’nden geçer, fırından ekmek alırdım. Çoğu zaman Mehmet Ağbi orada olurdu. Bir akşam oturduğu yerden bana ‘Tezgahın mermerine boyun yetmezdi, şimdi saçlarına ak düşmüş’ dedi. Ben onu tanıyordum ama onun beni tanıyabileceğini düşünemiyordum. Onun için de sözlerini anlamazlığa gelmiştim. Ama Mehmet Ağbi beni tanıdığını belli edince çok duygulanmıştım. Gerçekten de fırının mermer tezgahına boyum zor yetişir, kendi kendime ne zaman büyüyeceğim diyerek tasalanırdım o yıllarda. Bugün Arap Haydar gibi eski arkadaşlarımız, Mehmet Ağbi gibi eski büyüklerimiz hayatta değiller.


O yıllarda da radyo ve televizyonda veya insanların kendi aralarındaki sohbetlerinde eski Ramazanlar anlatılırdı. Özellikle Şehzadebaşı’ndaki iftar-sahur arası eğlenceler.. Kim bilir, belki eski günlerin anılması hoş oluyor. Belki de eski günler daima daha hoş yaşanmış zamanlar oluyor.



Diğer İçerikler


Kadıköy Nostaljisi Eski Plajlar ve Yazlık Sinemalar
Erguvan Turuna Çıkmanın Tam Zamanı
Eczacı Necip Akar ın adı Acıbadem de yaşıyor
Cerrah Saliha nın adı Acıbadem de yaşıyor
Validebağ Korusu Florasında Yeni Bir Keşif
Doğancı Sokak ve Nişan Taşı
Kısa Bir İlham Molası
Acıbadem de Köçeoğlu Köşkleri

E-Dergi Oku

Mayıs - 2019 Yıl : 13 Sayı:68




E-dergimiz, sayfaları çevirerek okuma, paylaşma ve sayfalar üzerindeki logo ve iletişim bilgilerini tıklayarak gezinti yapmanıza olanak sağlıyor.






E-Mail Kayıt

Mail adresinizi kayıt ederek bizlerden haberdar olabilirsiniz...

E-Mail :









Sosyal Medya


Menu


En Son Eklenenler


E-Dergi





ACIBADEM Dergisi 2007 © İkibin7 Medya. Her hakkı saklıdır.

marblingweb