Anasayfa Künye İletişim

Yaşam Eğitim Sağlık Lezzet Gez-Gör Şehir Turu Kent Güzellik Çocuk Dünyası Kültür & Sanat Konuk Başarı Öyküsü
Anasayfa
Hakkımızda
Arşiv (Eski Sayılar)
Editörden
Konuk Yazar
Küçük İş İlanları
Abonelik
Reklam
Künye
İletişim





/ Kent / Mabeyinci Emin Bey Köşkü

Mabeyinci Emin Bey Köşkü

Okunma : 4507

Mabeyinci Emin Bey Köşkü


Bir zamanlar piyano ve viyolonsel seslerinin yükseldiği

görgünün, neşenin ve hüznün yaşandığı köşkün hikayesi

 

ACIBADEM Dergisi / Röportaj: Nalan Fidan / Ekim-Kasım 2015 / Sayı: 51

Takip için/ https://www.facebook.com/ACIBADEM.Dergisi/

 

Mabeyinci Emin Bey Köşkü

 

Bir zamanlar köşklerin ve meyve bahçelerinin yer aldığı Acıbadem, birçok hikayeyi de barındırıyor. Şimdilerde ayakta kalan köşklerin sayısı parmakla sayılacak kadar az olsa da, köşklerin ve yaşanmış hayatların hikayeleri yerli yerinde duruyor. Acıbadem Caddesi üzerinde eski karakol karşısında restore edilmeyi bekleyen yıkık dökük halde bulunan Mabeyinci Emin Bey Köşkü, yıllardır Acıbadem sakinlerine göz kırpıyor. Köşkün eski sakinlerinden, Mabeyinci Emin Bey’in torunu Murat Darga ile buluştuk. Murat Bey, bir zamanlar içinde viyolonsel ve piyano seslerinin yükseldiği köşk yaşamını, çocukluğunu, ailesini ve yürek burkan hikayesini anlattı. 1997’de elden çıkardıkları köşkte artık oturmuyor olsa da, anıları halen çok canlı.

 

 

Acıbadem Caddesi No:99'da yer alan Mabeyinci Emin Bey Köşkü'nün bugünkü hali / 2015

 

 

Çocukluğunuzun ve gençliğinizin geçtiği köşkün tarihini biraz anlatır mısınız?

 

Köşkün ilk sahibi, Mısırlı bir Hidiv torunuymuş. 1900’lerin başlarında büyük dedem Emin Bey köşkü satın alıp, ilaveler yaptırarak genişletmiş. Köşk ortalama 150 yaşında ve birinci dereceden tarihi bir eserdir. Ailemiz bugünkü Özbekistan sınırları içerisindeki Hiva Hanlığı’ndan Azerbaycan Şeki şehrine göç etmiş, oradan da yine yıllar sonra istanbul’a yerleşmiştir. Emin Bey (1854-1925), Dedem Doktor Ahmet Sait Darga’nın babasıdır. Kendisi II. Sultan Abdülhamit Han’ın Baş Mabeyinciliği’ne kadar yükselmiştir. Emin Bey’in Emin adı, büyük dedeme Sultan Abdülhamit tarafından verilmiştir, ilk adı Mehmet Ali’dir.

Fransızca ve Farsça basımı yapılan (Şair ve Hayalleri) adlı Şiir kitabı,Hayvanlar alemi ile ilgili kitabı ve Seyahatname  gibi çeşitli eserleri vardır. İstanbul’dan Asya-yı Vusta’ya Seyahat adlı seyahatnamesi Ahmet Mithat Efendi tarafından Tercüman-ı Hakikat Gazetesi’nde yayınlanınca, Sultan Abdülhamit’in dikkatini çekmiş ve saraya çağrılarak 1879 yılından, 1909 yılına kadar  30 yıl sultanın hizmetinde görev almıştır.

 

Jules Verne’nin romanlarından Beş Hafta Balonla Seyahat ve Merkezi Arza Seyahat adlı eserleri Türkçe’ye ilk çevirisini yapan kişidir. Çok iyi Fransızca, Latince, İngilizce, İspanyolca, Farsça gibi dilleri bilen Emin Bey, Sultan Abdülhamit’e yabancı dillerdeki kitapları Türkçe’ye çevirerek okurmuş.

 

Murat Darga

 

Murat Darga'nın Annesi Mesude Hanım

 

 

 

Bu arada hiçbir yerde yayınlanmamış bir bilgiyi de sizin aracılığınızla açıklamak isterim. Bir akşam babaannemle dolunayı seyrediyor sohbet ediyorduk. Kayın pederi olan Mabeyinci Emin Bey için beybaba derdi. Babaannem Murat dedi “aynı böyle dolunay olan bir geceydi, beybabam bana sordu. Sabiha sence insanoğlu bir gün aya gidecek mi? diye bilemem dedim. O da bana gidecek Sabiha, gidecek. Sultan Abdülhamit’e aya seyahat kitabını okurken, Sultan da bana aynı soruyu sormuş “Emin sence insan aya gidebilecek mi ?” demişti, siz daha iyi bilirsiniz dediğimde Sultan Abdülhamit “gidecek Emin gidecek” diyerek başını sallamıştı” diye anlattı.

 

Murat Darga'nın Babaannesi Sabiha Hanım piyano çalarken

 

 

 

Köşk bir zamanlar Namık Kemal, Ressam Osman Hamdi Bey ve Ressam Fausto Zonaro gibi sanatçıları misafir etmiş

 

Emin bey şiir yazdığı gibi resim yapmaya da hevesli imiş. Bu yüzden Müzeci ve Ressam Osman Hamdi Bey, Ressam Ali Rıza bey, Saray Ressamı Fausto Zonaro gibi zamanın ünlü sanatçıları köşkümüzün bahçesinde  büyük dedem ile birlikte resim çalışmaları yaparlarmış. Ahmet Mithat, Namık Kemal gibi tarihimizde önemli yeri olan çağdaşı pek çok kişi ile yakın dostluğu varmış.

 

 

Murat Darga'nın Dedesi Dr.Sait Darga viyolonsel çalarken

Dr. Sait Darga torunları Emin ve Murat Darga ile

 

 

Namık Kemal’in mektubu

 

Yine ilginç bir olay anlatayım. Köşkte Emin Bey’in çok sayıda evrakı, yazışmaları vardı. Babaannem bunların bir bölümünü işe yaramaz, fareler yer diyerek, bakır kazanının altındaki ocakta yakarken, bir mektubun üzerindeki Osmanlıca el yazısının güzelliği dikkatini çekmiş ve mektubu okumuş. Mektubun sonunda “Kardeşin Kemal” yazıyor. Yazıların  içeriğini okuyunca bu mektubun Büyük dedem Emin Bey’e, vatan şairi Namık Kemal tarafından yazıldığını anlamış. Babaannem arkeolog olan halama bu mektubu vermişti. Halam da bu önemli belgenin tercüme edilerek aslına uygun şekilde  Türk Tarih Kurumu tarafından  basımının yapılmasını sağladı. Bu Namık Kemal’in bilinmeyen bir mektubu adıyla yayımlandı. Kim bilir nice önemli evrak bu arada heba oldu. Bu tür evrakların çoğunu rahmetli babam sahaflara yok pahasına sattı.

 

 

Köşkün mimarisi ve bahçesi nasıldı? Köşkte kimler yaşıyordu? 

 

 

“Büyük havuzda yüzerdik”

 

Köşk Osmanlı ve Avrupa mimarisinden esintiler taşıyordu. Salon tavanındaki renkli çiçek resimleri altın yaldızlı kabartmalar adeta yıldız sarayını andırıyordu.Köşkte 3 mutfak, bir hamam, bir banyo, 4 tuvalet, 1 kiler ve 3 salon,15 oda mevcuttu ve üç katlı idi. Bahçesinde üç su kuyusu, bir su sarnıcı ve üç büyük havuz vardı çocukluğumuzda en büyük olan havuzda yüzerdik. 

 

Eskiden Acıbademdeki her evin bahçesi meyve ağaçlarıyla doluydu. Kimse meyve satın almazdı. Biz elma, armut, incir, üzüm, dut, ayva, nar, erik, vişne, kiraz, şeftali, kayısı, badem, ceviz, limon almazdık bir muz ağacı eksikti diyebilirim. Çam ağaçlarının gölgesinde oturmak, fıstık çamlarından düşen kozalakların arasındaki fıstıkları kırıp yemek, bu arada mis gibi leylak kokusunu yada ıhlamurların kokusunu içine çekmek çok hoştu doğrusu. 

 

Köşkün çalışanlarına gelince, onlar için müştemilatlar, kalacak tek katlı konutlar varmış. Buralarda hizmetçiler, aşçı, bahçıvan, mürebbiye ve büyük dedem Mabeyinci Emin Bey’in yaşlılığında  bakıcılığını yapan Viyanalı Matmazel Mitzi ikamet edermiş. Bizim zamanımızda Yemen Harbi’ne katılmış Bahçıvan Şükrü dedemiz vardı Yemen’de başına gelenleri anlatır şehit olan arkadaşlarına göz yaşı dökerdi. Şükrü Dede aileden gibiydi biz onu bahçıvan olarak değil akrabamız gibi görürdük, ev hizmetlerine de köşkün emektarı Seher Teyze gelirdi. O da bizim ninemiz gibiydi.

 

Murat Darga Annesi Mesude Hanım ve kardeşi ile

 

 

Köşkün bahçesi ve sınırları nereye kadar uzanıyordu? Daha sonra nasıl bir değişim yaşandı?

 

 

Köşkün bahçesi parsellenerek, bugün bir bölümüne Çakmak Sitesi inşa edildi.

 

Köşkün bahçesi şimdi Komşu Fırın’ın olduğu binadan Marmara Sitesi’nin (bu alanda Şerife Halam’ın köşkü vardı ) bittiği Emin Bey Sokak’ın başından Kerimzade Sitesi’nin bahçesinin sonuna yani Koşuyolu’na kadar bir alanı kaplardı. Halen Hayriye Halamın köşkü restore edilip Özel Ana Okulu yapılmış olarak durmaktadır. Dedemin bağışladığı arsa üzerinde halen Dr. Sait Darga İlkokulu yer almaktadır. Köşkün bahçesinin diğer ucu ise Çakmak Sitesi Sokak’ın olduğu Acıbadem Köprüsü’ne kadar uzanırdı. Çocukken E5 yolundan Cumhuriyet Bayramı ve 30 Ağustoslar’da tanklar, Kadıköy’deki resmi geçit kutlama törenlerine katılmak için geçerdi ve biz oradan askeri araçların geçişini seyrederdik.Daha sonra dedemin sağlığında köşk parsellenerek bir kısmı bugünkü Çakmak Sitesi sokak olan bölüm, kat karşılığı olarak Çakmak inşaata verildi. 

 

 

Köşkte günlük yaşam nasıldı? 

 

 

Babannem piyano, dedem viyolonsel çalar, maskeli balolar düzenlenirmiş

 

Babaannem ve dedemin gençlik yıllarında köşkte yaşam çok mutlu neşeliymiş. Bahçenin çeşitli yerlerinde havuzlar vardı, bu havuzlara kaseler içinde mumlar yakıp koyarlar, geceleyin rüzgarın esintisiyle havuzun içinde gezinen ışık saçan sandallar gibi görünürmüş. Babaannem piyano, dedem viyolonsel çalarmış. Maskeli Balolar düzenlenirmiş. Ben o günleri görmemiş olsam da o günlerden kalan bir Napolyon Bonapart şapkası ve maskelerle  oynadığımı hatırlıyorum. Yılbaşılarında çam ağacı süslenir (ağaç değil, sadece dal kesilir ve diklemesine konularak süslenirdi) aile ve tanıdıklar toplanır hediye çekilişleri yapılırdı. Fakat, dedemim vefatından sonra benim çocukluğumda köşkte yaşam hiç de öyle mutlu değildi. Babaannem her akşam saat 23.00’ de bir saat kadar piyano çalardı. Babamla bu yüzden kavga da ederlerdi. 

 

 

“Anne ve babamın boşanması ile benim için cehennem gibi acı dolu günler başlamış oldu”

 

Hiç unutmam köşkün caddeye bakan bölümünde bir kameriyesi vardı. Bir gün orada biraderimle otururken yoldan geçen hanımlardan biri çok şanşlısınız çocuklar cennet gibi yerde yaşıyorsunuz” dediğinde “Teyze ne cenneti cehennem burası cehennem” demiştim. O hanım da çok şaşırmıştı. Dedemin vefatı sonucu babam kendi payına düşen miras hakkını alınca, ilk işi annemi boşamak oldu, böylece benim için acı günler başladı.Yani cehennem hayatı. Tabii bu çok uzun bir hikaye sayfalar dolusu yazmak gerekeceğinden bu kadarla cevabı vermiş olayım.

 

Köşkte bir yılbaşı gecesi

 

 

Acıbadem’e damgasını vurmuş olan bu köşk, çok göz önünde olması sebebi ile merak 

uyandırmaktadır. Köşkün son durumu ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? 

 

Köşkü babaannem Sabiha Darga’nın vefatından sonra, 1997 yılı sonlarında sattık. Satın alan bey restore etmek için halen uğraşmakta. Anıtlar kurumu prosedürleri ve bahçenin yeşil alan olması sebebiyle daha da bu uğraş sürecek gibi gözüküyor. Bir an önce köşkün restore edilmesi için kolaylık gösterilmesini ve Acıbadem’e yakışır bir görünüme kavuşturulmasını diliyorum.

 

Şiirle uğraştığınızı biliyoruz. Murat Darga kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?

 

 

“Rahmetli babamızın ailemizden kalan serveti son kuruşuna kadar harcayıp bitirmesi sonucu, bugün bir apartmanın bodrum katında biraderimle beraber hayat mücadelesi vermekteyim.”

 

İlkokulu Yeldeğirmeni Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu’nda, Ortaokulu Özel Marmara Koleji’nde okudum. Daha sonra öğrenim hayatım yarım kaldı. Doğrusunu söylemek gerekirse okumayı çok sevdiğim halde okulu ve eğitim sistemini hiç sevmedim. Çok sevdiğim halacığım Prof.Dr Ayşe Muhibbe Darga bana okusaydın iyi bir tarih profesörü olurdun demişti. Kendisi en kötü günlerimde bana yardımcı olmuş benim Kutup Yıldızım’dır. Büyük dedem Emin Bey’in genlerinden bana miras olsa gerek şiir, resim gibi güzel sanatlara ilgi duydum.

 

Başta Ortadoğu gazetesi ve Her gün gazetesi olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde yazı şiir ve söyleşilerim yayınlandı. Kendi çabalarımla “Kahraman Irkıma Şiirler” adlı bir kitabım basıldı. Ayrıca Boraltan Köprüsü adlı şiirim Sayın Esat Kabaklı Bey tarafında bestelenerek ve okunarak cd ve kasetinde yer aldı. İkinci Dünya savaşının sonlarında Rus zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan 150 kadar Türk’ün devrin hükümeti tarafından Rus sınırına götürülerek Rus askerlerine iade edilmesi ve Türk askerlerinin gözleri önünde, o masum insanların kurşuna dizmeleri beni derinden etkilemiş bu şiiri yazmama sebep olmuştu.

 

Rahmetli babamızın ailemizden kalan serveti son kuruşuna kadar harcayıp bitirmesi sonucu, bugün bir apartmanın bodrum katında biraderimle beraber hayat mücadelesi vermekteyim.

 

Kendimi yıllar önce bir bayram günü yazdığım şu kısa şiirimle tarif etmek isterim: 

“Ne kurban kesecek param var, ne de pulum. Tanrının Türklük'e kurban yarattığı bir kulum.”

 

 

ACIBADEM Dergisi / Röportaj: Nalan Fidan / Ekim-Kasım 2015 / Sayı:51

www.acibademdergisi.com

Takip için/ https://www.facebook.com/ACIBADEM.Dergisi/

Fotolar: Murat Darga Arşivinden



Diğer İçerikler


“Hasanpaşa Gazhanesi’nde” Restorasyon Süreci Devam Ediyor.
Koşuyolu’nda bir ilk “Koşuyolu Mahalle Meclisi Kuruluyor”
İstanbul’un Plaj Rotası
Acıbadem İçin El Ele Verelim
Validebağ’ın Ağaçları ve Bitki Örtüsü
Kendin Ek Kendin Biç / Hobi Bahçesi Rotaları
Tarihi Özdemiroğlu Mektebi Binası Yenileniyor
23 Nisan’da Misafir Öğrenciler Üsküdar Belediyesi’nin Konuğu Oldular
Mor Salkım ve Erguvan Şöleni Başlıyor
Nazım ile Piraye nin Köşkü
Piyangodan Kazandı
İstanbul a Has VAPURLAR
Arif Atılgan İle Süreyya Operası
Leonardo yu Koşuyolu na Taşıyorlar
KOŞUYOLU Şimdi de KANADA YOLCUSU
Kadıköy de Gençlere Cumhuriyet Bayramı Hediyesi
Validebağ ın Kuşları
TAŞKÖPRÜ Caddesi trafiğe kapatıldı
KENTTE EKOLOJİK YAŞAM İÇİN KADIKÖY DE BULUŞTULAR
Acıbadem in yeni muhtarı Semra Aydın oldu
Koşuyolu nda Yıkılan Ağaçların Yerine Yenileri Ekiliyor
Koşuyolu nda İSPARK Uygulaması Başladı

E-Dergi Oku

Eylül-2017 Yıl : 11 Sayı:61




E-dergimiz, sayfaları çevirerek okuma, paylaşma ve sayfalar üzerindeki logo ve iletişim bilgilerini tıklayarak gezinti yapmanıza olanak sağlıyor.






E-Mail Kayıt

Mail adresinizi kayıt ederek bizlerden haberdar olabilirsiniz...

E-Mail :









Sosyal Medya


Menu


En Son Eklenenler


E-Dergi





ACIBADEM Dergisi 2007 © İkibin7 Medya. Her hakkı saklıdır.

absmiddle